|
|
 |
|
|
|
Bektaşi kültür teşkilâtlanmasında, kategorik olarak en üst makam, dedebabalık kurumudur. Kutup karşılığında olup, yeryüzünde bir kişi olarak tersim kılınır. Ancak, bu aşamanın başlangıç basamağı dervişlik olup, son mertebe olan dedebabalık makamı da, dervişlikten ayrı düşünülemez. Menakıblarda, bir hadiseden söz edilir. Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri, Hacı Bektaş Dergâhı'na haber göndererek, kendisine bir şeyh göndermelerini ister. Bunun üzerine Hünkâr Hacı Bektaş kendisine, Şems-i Tebriz’i Hazretlerini gönderir. Mevlana, bu duruma şaşırarak Hz. Pir’e haber salar.
― Ben sizden bir şeyh istemiş idim. Siz bana, göndere göndere bir derviş gönderdiniz... Deyince;
|
|
|
Yüce Pir Hacı Bektaş cevap gönderir;
― Siz, Fakıyr’den bir şeyh istediğiniz için, size dervişimi gönderdim. Şayet derviş
istemiş olsaydınız, kendim gelecektim.
Buyururlar...
Hacı Bektaş Hazretlerinin burada ifade etmek istedikleri, ıtlak tasavvufuna göre;
kayıtlardan boşanmış olma keyfiyetidir ki, mutasavvıflar buna; “Fena ender Fena” yani,
fani olmaktan da fani olmak gerekir şeklinde yanıt verirler. Yine tasavvuf aşamaları
bakımındandır ki, buna Seyr-ü Sülûk derler, Bektaşi hizmet mertebeleri yakınlık
duraklarına denk düşer. Bir Bektaşi muhibbi, tecelli-yi Asar-ı Cemal’i; bir Bektaşi
dervişi tecelli-yi Sıfat-ı Celal’i bir Bektaşi Babası da, Tecelli-yi zat-ı Kemâl’i ifade eden
karşılıklardır. Buna, hüsün-Cemal ve vücud birliği denilir ki, kısaca karşılığı Aşkullah
Sırrı demek olur.
Babagan-Nazenin Bektaşilikte kısaca dervişlik aşaması, Cem-ül Cem sırrının müteradifi
olarak nitelenir ve her şeyin başlangıcı ve sonu olarak telakki edilir. Esasen derviş feyz-
i Akdesi, baba ise, feyz-i mukaddesi temsil ederler. Yine mutasavvıflar bunu şöyle
açıklar; zahirinde her ne kadar Muhammed Adem'in evladı gibi görünse de, hakikatde
Adem, Muhammedin evladıdır denilir. Esasen Cenab-ı Hak’da araçlar ve amaçlar
arasında uygunluk ile meşiyyet’te bulunur. Yani, Cebrail’in işini Azrail’e, Azrail’in işini
Cebrail’e havale etmez!..
Babagan Bektaşilik’te dervişlerin mücerred olanları olduğu gibi, müteehhil olanları da
mevcuttur. Esasen, zahirdeki bu ayrılık, batında mevcut olmayıp cümlesi Cenab-ı Hakk’
ın nur esmasını yani vücudsuzluğu istimdat içindir.
Mürşidin talebi ile, muhiblerin içinden bir can, Vakf-ı Vücud töreniyle derviş yapılır ve
kendisine, hırka, kemer ve tac teslim edilir. Dervişlik, kelimenin tam manası ile hizmet
basamağıdır. Dervişlik, sırası ile aşağıdaki onbir görevi tamamlamak zorundadır:
1. Kilerci
2. Kahveci
3. Türbedar
4. Mihmandar
5. Kurbancı
6. Ayakçı
7. Çerağcı
8. Gözcü
9. Nakip
10. Ekmekçi
11. Ahçı (Aşçı)
İşte bu hizmet konaklarını sabır ve tehammül ile idrak eyleyen her derviş, mürşit ve
muhibler tarafından ihtiyaç mukabil uygun görülürse, Bektaşi babalığına aday sayılır.
Babalık
Daha önce tevhidi karşılığını ifade ettiğimiz bu mertebeye gelebilmek için üç önemli
zorunlu unsur bulunmaktadır:
1) Zamanı olacaktır
2) İhvanı olacaktır
3) Mekânı olacaktır
Bu üç konak, olmalıdır anlamında alınmalıdır. Öte yandan, babalık karşılığı olan Hak’
kel-yakıyn sırrıdır ki, bunun görev olarak tam karşılığı da, irşad demek olur.
Bektaşi baba adayı olan derviş, ancak bir halife baba tarafından babalığa nasbedilir. Ve
kendisine yapılan özel bir tören ile, sancak (alem), sofra, çerağ gibi kutsal emanetler
teslim edilerek bir post’a veya seccadeye atandığına dair icazetnâme (hüccet) verilir.
Bektaşi babası, fütüvvetin tüm kural manzumelerine harfiyen uymak zorundadır. Ve
yılda bir kez muhakkak, bağlı bulunduğu halife babaya başını okutarak, ibra olunur.
Kendisinin giysilerine, Libas-ı Fahire denir ki, bir dervişe göre en önemli fark, tacına
yeşil destar sarmasıdır.
Halife Babalık
Bu aşamalar dervişlikten başlayarak artık nefis basamaklarında değil, ruh
mertebelerindeki tekamül olarak değerlendirilir. Şayet, dedebaba uygun görürse,
mevcut babalar arasında bir babayı, halife baba olarak naşbeder. Dedebabaca yapılan
özel bir tören ile kutsal emanetler kendisine teslim edilerek, bir tutanak ile halife
babalığı raptedilir ve mühürlü ve imzalı bir icazetnâme ile göreve başlar. Dünya
üzerindeki halife baba sayısı, toplam onikiyi geçemez. Halife babalar, kendilerine bağlı
kılınan babaların yıllık hizmetlerini görürler ve talep halinde, Baba nasbederler.
Giysileri babalara göre aynilik taşısa da, taclarındaki destar (emmame) sağ
omuzlarına düşürürler. Buna, taylasan adı verilir.
Dedebabalık
Tariki Bektaşi kültüründe, tüm mertebeler bir atama veyahut nasb ile olmasına
karşılık, bu makam seçimle belirlenir. Dedebabanın Hakk’a yürümesi üzerine, mevcut
halife babalar, mümkünse pirevinde bir araya gelerek, ittifak ile bir halife babayı, bu
göreve seçerler. Burada maksat ittifak arayışı olduğundan, eğer bir aday üzerinde
ittifak sağlanamıyorsa, en az onbir kez seçim yaparlar ve hâlâ ittifak edilememiş ise
seçim otuz gün ertelenir ve yeniden icra edilir. Burada, artık ittifak aranmaz, oy
çokluğuna bakılır. Şayet oylar eşit çıkarsa, Hakk'a yürümüş olan eski dedebabanın
pazubendi açılır ve orada yazılı olan bir isim iki oy sayılarak, seçim tamamlanır. Bu
seçim esnasında, içeriye halife babalar dışında kimse alınmaz ve seçim sonucu, Nefir
üflenmek ve meydan evi bacasından duman salınmak sureti ile cümle ihvana duyurulur.
Dedebabalık makamı, aynı zamanda Hacı Bektaş Dergâhı Postnişinliğini de ihata
etmesi nedeniyle, Dedebabanın daha önce üzerinde bulunan dergâhâ ait postnişinlik
boşa çıkar ve istenirse o posta bir baba postnişin olarak atanabilir.
Yeryüzünde bir tane olan dedebaba, Bektaşi kurumunun yegâne hukuki temsilcisi olup,
kendisine bağlı halife babaların yıllık ibra (baş okuma) törenini icra eder. Gerekli
gördüğünde, halife baba atamasında bulunur. Bugün inancımız çerçevesindeki
dedebaba; İzmir’li Mustafa Eke Baba erenler olup, Hacı Bektaş kazasında ikâmet
eylemektedir.
Sözlerime, merhum pederim halife Turgut Koca Baba erenlerin bir nefesleriyle son
verirken, cümlenize aşk-ı cemallerimi niyaz eylerim.
Hû-Dost
Mehmet Ali Hilmi, Hacı Feyzullah
Salih Niyazi’dir, Şehid-i Lillah
Ali Naci Dede-Baba Ehlullah
Bedr-i Noyan Tac-ı Ser’imiz bizim
Turgut Baba Hâk’ka gidiyor katar
Ol Pir-i aziz’dir Kıble-i didar
Cümle nazeninler destini tutar
Sultan Hacı Bektaş Pirimiz bizim.